25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ
Tarih: 24.11.2020| Okunma Sayısı: 227

T.C.

ISPARTA BAROSU

                         KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANLIĞI

 

 

  BASINA VE KAMUOYUNA

 

ŞİDDET AİLE İÇİ MESELE OLARAK GÖRÜLEMEZ...

        Şiddet, sonuçları ile bireylerin fiziksel ya da psikolojik sağlığını derinden etkileyen bir yıkımdır.      Günümüzde, şiddet toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Kadınlar hayatlarının her alanında, eğitim, yaş, sosyo ekonomik durum ayırt etmeksizin şiddet görmekte, hatta gördükleri şiddet sonucu hayatlarını kaybetmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de kadına yönelik şiddet, mücadele edilmesi gereken ciddi bir toplumsal sorun olarak varlığını sürdürmektedir.

     Bu konudaki en önemli sorun, kadına yönelik şiddet konusunda toplumda bir duyarlılığın olmaması, şiddetin doğal karşılanması ve şiddet olgusunun temel insan haklarının ihlali olduğunun farkına varılmamasıdır.

      Kadına Yönelik Aile şiddetle Mücadele Yapılması Gerekenler;

- Ülkemizde kadına yönelik şiddete sıfır tolerans ilkesi ile çalışmalar çok geniş bir yelpazede kamu, sivil ve tüm tarafların kapsamlı işbirliği ve ortak çabalarıyla yürütülmektedir. Aile içi şiddet vakalarında şiddet mağdurlarının çoğunun kadın olması dolayısıyla kadınlara sunulan hizmetlerin sayısının ve niteliğinin arttırılmasının yanında şiddet uygulayan erkeklere yönelik de çeşitli hizmetlerin planlanması ve hayata geçirilmesi gerekmektedir.

-Öte yandan toplumsal duyarlılığın ve toplumsal bilincin arttırılmasına ve daha ahlaklı ve vicdanlı bireyler yetiştirilmesine önem verilmelidir. İlkokuldan itibaren eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Bir şeyleri değiştirmek istiyorsak bunun yolu eğitimden geçer. Çocuklarımıza “kadın erkek eşitliği, insan hakları, hiçbir şiddetin kabul edilemez olduğu “öğretilmelidir

-  Kadının sosyal, siyasi, ekonomik olarak güçlendirilmesi, eğitim düzeyinin arttırılması, kadınların insan hakları ihlallerini  engelleyecek ve kadına yönelik şiddetle mücadele de önemli bir adım olacaktır. Devletimiz tüm aktörleriyle kadın lehine toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, kadını güçlendirmek ve desteklemek için çalışmalıdır.

-   Görsel medyada yayınlanan diziler de kadına yönelik şiddet içeren sahneler olmamalı, gazeteler kadın haberlerini son derece dikkatli bir dil ile yayınlamalıdır   

-Kadın cinayetleri af kapsamında olmamalıdır. Kadın cinayetleri davalarında cinayetlerin planlayarak işlendiği göz ardı edilmemeli, haksız tahrik ve iyi hal indirimi yapılmamalıdır

            Şiddete maruz kalındığında başvurulması gereken kurum ve kuruluşlar şunlardır ;

. Sağlık Kuruluşları

. Polis Merkezleri

. Jandarma Karakolları

. Cumhuriyet Savcılığı

. Baroların Kadın Danışma Merkezleri ve Adli Yardım Kurulları

     ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve izleme Merkezleri)Şiddet mağduruna ekonomik, psikolojik, hukuki ve sosyal olarak güçlendirildiği, insan onuruna yaraşır etkili ,süratli hizmetlerin sunulduğu, kişisel bilgilerin gizli tutulduğu, uzman personelin görev yaptığı merkezlerdir.  Bizzat Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne veya ALO183’  e yapılan müracaat ile başvurular gerçekleşebilir. ŞÖNİM’de şiddet mağduru ve çocuklara psiko-sosyal destek hizmeti, danışma, yönlendirme rehberlik hizmetleri verilir. Barınma, kreş yardımı da bu hizmetler arasındadır

             Isparta Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu olarak  projelerimizle toplumu hukuki anlamda şiddete karşı bilinçlendirerek  aile şiddetin kadınlara, çocuklara karşı olumsuz etkilerini azaltmayı hedeflemiştir. Bu konuda Baro üyesi Avukatlarımız CMK ve Adli Yardım hizmetleri ile özveri ile çalışmalara destek vermektedir. Isparta Barosu olarak çocuk ve kadın haklarının korunarak geliştirilmesi çalışmalarının her zaman içinde ve takipçisi olacağız. Saygılarımızla...

 

ISPARTA BAROSU KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU

SORUMLU YÖNETİM KURULU ÜYESİ

AV.ARZU ELMA BENLİ

 

TÜBAKKOM

25 KASIM ‘’ KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ’’

BASIN AÇIKLAMASI

KADINA YÖNELİK ŞİDDET BİR İNSAN HAKKI İHLALİDİR.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ENGELLER, KORUR ve YAŞATIR.

 

Dünyanın her yerinde kadınlar ne yazık ki psikolojik, ekonomik, sosyal, siyasal, cinsel ve yaşamsal saldırıya maruz kalmaktadır. O nedenle bugün her yerde kadınlar tarafından; yaşamın her alanında karşılaştıkları sömürüye, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ev içi ve toplumsal şiddete, ayrımcılığa karşı çıkarak, dayanışma ve mücadele ruhuyla kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için mücadele çağrısı yapmakta, ilgili kurum ve kuruluşlara görevlerini hatırlatmakta, yasaların değişmesi veya uygulanması için çağrı yapılmaktadır.

Yasal mevzuatımızdaki tüm değişiklik ve düzenlemelere rağmen; ülkemizde kadına yönelik şiddetin giderek artış göstermesini endişeyle gözlemlemekteyiz. Kadınlar fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddete maruz kalmakta; bunun yanında en temel İnsan Haklarından YAŞAM hakları vahşice ihlal edilmektedir.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde yasal mevzuatın varlığı önemli olmasına rağmen, daha da önemli olan husus ise mevcut yasaların ve uluslararası mevzuatın tam olarak, tutarlılıkla uygulanmasıdır.

Maalesef ülkemizdeki yasal düzenlemeler uygulamalara yansımamakta; siyasilerin, Üniversitelerin, Diyanet İşleri Başkanlığının, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının yaptığı açıklamalarla kadınların yasalarla elde ettiği kazanımların uygulanabilirliği ortadan kaldırılmaktadır.

Türk Medeni Kanunu, 6284 Sayılı Yasa ve ilgili Uluslararası Sözleşmelerle güvence altına alınan Kadın Hakları kazanımlarını hukuken ortadan kaldıracak düzenlemelerin yapılacağının kamuoyu nezdinde sürekli gündemde tutulması, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılması, toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı açıklamaların desteklenmesi, toplumsal cinsiyet eğitim derslerinin müfredatlarından çıkartılması gibi nedenlerle kadın mücadelesi olumsuz etkilenmekte ve bu durum kadının insan haklarının ihlaline yol açmaktadır.

            Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için temel öğe, mevcut toplumsal zihniyetin değiştirilmesidir. Bu bağlamda, devletin çok yönlü ve bütüncül politikalar üretmesi yanında, bu mücadelenin toplumsal düzeyde, genele yayılarak etkin ve kararlı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Ancak pratikte devletin, zihniyet dönüşümüne yol açacak politikalar oluşturmadığı gibi tam tersi kadınların insan haklarını ve en önemlisi yaşam haklarını koruma altına alan kanunları ve uluslararası sözleşmeleri kaldırmaya yönelik talepler karşısında etkisiz kaldığını görmekteyiz.        

            Bu anlamda Devletin görevi yasalarımız ve uluslararası sözleşmelerle tanınan ve korunan kadın haklarına ilişkin etkin politika oluşturmak ve yasaların eksiksiz uygulanmasını sağlamaktır. Bu nedenle, kadına karşı şiddetin önlenmesi için Devletimizin yasaların uygulanması hususunda taviz vermemesi, Türk Medeni Kanun’u, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa ‘da güvence altına alınan hakların tüm kurum ve kuruluşlar tarafından eksiksiz uygulanması, Aile Hukuku ve kadına karşı şiddet alanında uzlaşma ve arabuluculuk uygulamalarının kabul edilmemesi, nafaka konusunda herhangi bir yasal değişiklik yapılmaması öncelikli talebimizdir.

            Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu olarak, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü’nde,  her gün olduğu gibi, kadınların Cumhuriyet’le, Anayasa’mız, yasalarımız ve Uluslararası sözleşmelerle elde ettiği kazanımları ihlal edecek ve ortadan kaldıracak düzenleme ve değişikliklerin karşısında olmaya devam edeceğimizi, yasaların eksiksiz olarak uygulanması konusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarını takip edeceğimizi, kadına karşı şiddetin ortadan kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.

 

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ

KADIN HUKUKU KOMİSYONU

 

03.03.2021
AV. ÜNSAL ÇANKAYA
BARO BAŞKANI

BARO LEVHASI


© Web sitesi hizmeti Türkiye Barolar Birliği tarafından verilmektedir.